sızı...
Cuma,03.Eylül.2010 saat: 23.40

Günlerdir elim gitmiyor, bilgisayarımdaki mehmetsaid klasörünü açmaya. Fotoğrafları ayıklayıp, aktarmaya. Beynim sürekli yazıyor, yazının başlığına kadar yazıyor ama ellerim varmıyor bir türlü...
Fotoğraflar beşinci ayın yirmisinden itibaren, oğlumun anneanne ve dedesiyle ilk seyahati, anne babasınsan ilk uzun ayrılışına ait. Bir haftalık Bozcaada macerası. Ayrılık zordu, sanırım en çok da benim için! Saidi her aradığımda sesindeki heyecana şahit olduğumda mutlu oluyor, bağrıma taş basıyordum:))
Yazacak onca şey birikmişken, neden mi yazamıyorum. Çünkü Said 11.08.2010 itibariyle ikinci ama en uzun yolculuğunda, anneanne ve dedeyle Bozcaada tatilinde:( Bu kez çok fena burnumda tütüyor. Aslında planlarımızda yoktu bu sene ayrılmak amaaa kötü bir olay yaşadık ki, kimselerin başına gelmesini istemem. Biz ne kadar ucuz atlatmış olsak da! Mehmet Said bir motorsiklet kazası geçirdi. Arkadaşlarıyla oynarken; hızla gelen, sokağa fırlamış bir çocuğa rağmen, yavaşlamayıp, kornaya basmayı tercih eden, adına ne desem şimdi bilemediğim biri çarptı. Şaşmış bir Said vardı yolun ortasında, ağlamıyor bakakalmış oturuyordu yerde. Koştum sımmmsıkı sarıldı boynuma bırakmadı, başladı ağlamaya. Ağlamadım soğukkanlılıkla aldım kucağıma, yalvarmalarına, yakarmalarına rağmen gitmek zorundaydık annecim. Hastanedeydik! İçeri girer girmez, Said'in hastanenin içindeki kediyi farketmesi, "anne baaak kedii" demesi yüreğime sular serpti. Başını yere çarpmış ve başı kanıyordu. Benim ellerim titrerken, oğluma bir ablanın gelip kolundan kan alacağını anlattım ve o sırada abla geldi. Said'e yapması gerekenleri anlattı. Said yumruğunu sıktı sımsıkı. Ablası "sen butarafa bakma" demesine rağmen, benim cesur oğlum, hem ağlamadı hem izledi. Biz bunları yaşarken, bizden sonra gelen sayısını hatırlamadığım çocuk geldi acile. Çoğu araba kazasıydı ve ameliyata alınan küçücük bir yavru dahi vardı. Şükrettim ve dua ettim. Rabbim tüm çocukları koru, acılarını azalt dedim. Mehmet Said, kafasında küçücük bir yarıkla atlattı kazayı ama bana kalan sanki bir yıl daha yaşlanmışlığımdı...

İşte tüm bunların üzerine, gitmeyi çok çok istediği Bozcaadasına gitti. Daha gönderirken içim sızlasada, oğlum çok istedi. Şimdi çok çok mutlu geliyor sesi...

Çünkü doyasıya oynuyor...

Balık tutuyor...

Herşeyi canlı canlı yaşıyor...

Uçurtma uçuruyor...

Çiçek suluyor...

Kozalak toplayıp, fıstıklarını ayıklıyor...

Bahçeyle ilgileniyor...

Çorabına yapışan toprağı temizliyor...

Teyzesiyle top oynuyor...

Bense bu güzel suratı hergün rüyamda görüyor, içim sızlayarak uyanıyor, içimde kocaman bir sızıyla yaşıyorum, eksik hissediyorum ve her defasında düşünüyorum. Bu sızı, sen kocaman delikanlı olsanda, yüreğimde sızlayacak mı? Yalnız yüreğim değil, ellerim, gözlerim, burnum, tenim, kulağım seni çooook özledi ama senin mutluluğun, benim huzurum meleğim...
2 Yorum 2 Yorum ( 6028 Gösterim )   |  permalink


<<| <Sonraki | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | Önceki> |>>