dayıca...
Cumartesi,20.Mart.2010 saat: 20.24

Zamanı gelmişti artık! İlk kurulduğu zamanlar babam sayesinde gitmiştim, o zamanlar adı "Darıca Kuş Cenneti" olan, şimdiyse Boğaziçi Hayvanat Bahçesi ve Botanik Parkı. Uzun zamandır planlarımız arasındaydı ama havaların biraz daha düzelmesini bekledik. Hatta gitmek için ayarladığımız ilk gün, yağmur dolayısıyla iptal olmuştu...

Mehmet Said'in birgün, anneannesinde kalması ve sabahın karanlığında annemin arayıp, "fotoğraf makineni al, gel, baban sizi süpriz bir yere götürecekmiş" demesiyle gerçekleşti, Said'in deyişiyle "dayıca" gezimiz. Böylece oğlumun ilk gidişi de, babam sayesinde oldu:)

Girişte bizi karşılayan kocaman dinozoru görünce, fotoğraf çekmek için çıldıran ben oldum tabii. Mehmet Said ise biran önce hayvanları görme telaşındaydı. Öyle ki, bu kareleri yalvar yakar pozlayabildim:(

En çok merak ettiği, "anne men yıyanlayı gööcem" diye oradan oraya koşturan, coşan bir Said vardı ki sormayın:)) Yılanları gördüğündeyse cama yapışıp sessizce izleyen bir adam...

Timsahların yanına vardığımızda cama vurup "şişşt, pissst, bakşanaaa" diye timsahlarla iletişim kurmaya çalışan komik bir adam;)


İşte benim binlerce hayvan içinden aklımdan çıkmayan, gülmekten kırıldığım, ben onlara "komikler" desemde, maki maymunları. Havucunu yerken, dizlerini açıp karınlarını güneşe çevirmiş, sırtını cama dayamış güneş banyosu yapan tiplerdi bunlar:))

Biz maki maymunlarını izlerken, onlara gösterdiğimiz ilgiyi kıskanan ve defalarca cama vurup, bende buradayım demeye çalışan, bay maymun:))

Mehmet Said'in şimdiye kadar en sık vakit geçirdiği hayvanlar atlar, sevmekten asla çekinmiyoruz ve fırsat bulduğumuz heran at biniyoruz...

Midillileri gördüğünde "anne bak, menim gibi çüçük" diyen, lamaların tükürdüğünü öğrenince bir adım geriye kaçan, keçiye koyun diyen, "anne baaak menim evdeki ayımdaaaan" deyiveren, benim küçük adamım:)

Devasa kaplumbağalar...

Said'in izlemekten bıkmadığı, hafiften tırssada, bize yaklaşması için kükrediği, hırladığı koca kaplan...

Ya ben! Oğlumla, hayran olduğu kaplanı aynı kareye sığdırabilmek için. Duvarlara tırmandım, bize yaklaşması için kızdırmaya çalıştım:D ama hiiiç oralı olmadı vatandaş. Ne zamanki canı istedi, o zaman turlamaya başladı.

Sanırım en yalnız olanı zebraydı, yanında arkadaşı yoktu, tekti ama çocukların en çok ilgi gösterdiği hayvanlardan biriydi...

Sıra geldi suda yaşayanlara, suyu sevenlere...

Belkide suya en yakışanlardan turuncu gagalı ördeğe. "Anne baak kuşş".......... "annecim o ördek"............"ödeeeek";)

Yavru köpek balıkları. Tabii pozlayamadığım bir dolu hayvan...

İlk kez, yılana dokunan oğlum:) Hayvanat bahçesinde birde müze var, rengarenk kelebeklere kadar herbiri...

Şaşılacak derecede korkmadan hepsine dokunmak istedi Said, benimde işime geldi tabii!

Sanırım bakışlar aynı;)

Parka uğramadan olurmu, şimdiye kadar gördüğüm en keyifli kaydırak. Ben dahi cazibesine dayanamayıp, ortalığın sakinliğini fırsat bilip tırmandım ve oğlumla çığlık çığlığa kaydım valla:D

Mutluluğun fotoğrafı bu olsa gerek. Benim için, oğlumun gözlerindeki ışık mutlulukların en büyüğü.
sevgiyle...


2 Yorum 2 Yorum ( 3863 Gösterim )   |  permalink


<<| <Sonraki | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | Önceki> |>>